| Yazar | : | Berthe Georges-Gaulis |
| Yayın Tarihi | : | 1981 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 156 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Rado Yayınları |
| Bahsi Geçen | : | Cenap Yazansoy |
Fransa' da yayınlandığı tarihten tam altmış yıl sonra, Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla Türk okuyucusunun bilgisine sunduğumuz bu kitap, Birinci Cihan Harbinden mağlup çıkmış olan Türkiye'yi tamamıyla yok etmek isteyenlere Türk Milletinin, eşi ne az rastlanır bir birlik içinde karşı koyuşunu ve sonunda onları kovalayışını yakından izlemiş bir Fransız kadın gazetecisi tarafından yazılmıştır.
Müttefik devletlerin işgali altında bulunan İstanbul'da olup biten faciaları yakından gördükten sonra, fırsatları kollayarak, savaş halinde bulunan Anadolu'nun içlerine kadar girmiş olan bu kadın, dolaşmaları sırasında olup biten faciaları yakından görmüş, her sınıf halkla görüşmüş, Kurtuluş Savaşının önde gelen şahsiyetleriyle, bu arada Ali Fuat Paşa ile Refet Paşa ile İsmet Paşa ile musahabelerde ve münakaşalarda bulunmuş, nihayet, o devirde bir yabancının, hele Türklerin harp halinde oldukları Müttefik Devletlerden birine mensup bir gazetecinin yaklaşmasına pek imkân olmayan Ankara'ya girerek Mustafa Kemal Paşa ile iki defa görüşmeyi başarmıştır.
Ayağa kalkmış Türk milliyetçiliğinin önderi olduğunu gördüğü Mustafa Kemal Paşa'yı tanıdıktan sonra ona hayran olduğunu saklamayan, Mustafa Kemal Paşa'nın da pek takdir ettiği, saygı duyduğu, hele ikinci defası için mektup yazarak kızı ile beraber Ankara'ya davet ettiği bu kadın gazeteci kimdi? Fransız tebaasından olduğu ve Fransızlar da Güney Doğu Anadolu'yu işgalleri altında tutup Kuvayi Milliye ile savaşmaktan geri kalmadıkları halde bu Fransız kadın gazeteci nasıl olmuştu da Türklerden itibar görmüş, harp sahasında adeta el üstünde taşınmıştı?
Bu suallere cevap verebilmek için Kurtuluş Savaşının önde gelen şahsiyetleri tarafından Madame Gaulis diye tanınan, hayli güzel, son derece terbiyeli ve muhakkak ki pek akıllı olan bu kadının neyin nesi olduğunu anlatmamız gerekiyor…